| Bu hastaların önemli bir bölümü akut arter tıkanıklığı
öncesi yürüme ağrısı yada bacaklarında ağrıdan yakınan hastalardır. 
Akut arter tıkanıklığı olan bir ayak diğer normal ayağa göre morarmaya başlamış.
Diğer
bir yaygın neden ise bir çoğu kez kalpten kaynaklanan ve aniden atar damarları
tıkayan bir pıhtıdır (emboli). Burada hastalarda çoğu kez kalpte geçirilmiş myokard
enfarktüsü (kalp krizi) veya atriyal fibrilasyon (kalbin düzensiz atması) vardır. Akut
arter tıkanıklığı bu nedenler dışında girişimsel işlemler esnasında kazara gelişebilir.
Hastalara damar ve damar dışı ameliyatlar yapılırken veya anjiografi ve kateterizasyon
gibi işlemler esnasında damarların yaralanması sonucunda ortaya çıkabilir. Bu
olaylar dışında askeri ve sivil yaralanmalar, ani gelişen damar spazmı ve derin
toplar damarlarda ani gelişen pıhtı (flegmasya cerulea dolens) sonucunda da akut
arter tıkanıklığı gelişebilir. Tanı: Akut arter tıkanıklığı oluşan
hastada çoğu kez bir neden bulunur ve bu nedenin olduğu hastanın yukarda özetlenen
belirtileri tanımlaması ile hastalık akla gelmelidir. Hastalarda bacak soğuk ve
soluk olup, nabızlar alınmaz. Geç gelen hastalarda bu bulgulara ek olarak bacakta
his kaybı ve felç bulunur. Genelde bu bulgular tanı için yeterlidir ancak gerektiğinde
renkli Doppler ultrasonografi yapılabilir. Tanıda en güvenilir test ise anjiografidir. 
Tedavi:
Akut arter tıkanıklığı acil bir hastalık olup ivedilikle tedavi edilmelidir.
Kaybedilen her saat bacak kaybı ve ölüm riskini artırır. Hastalık belirlenir belirlenmez
hemen tıkanıklık yapan pıhtının daha da ilerlemesini önlemek için kanda pıhtılaşmayı
engelleyen Heparin isimli ilaç başlanır. Bu ilk basamak tedaviyi takiben tıkanıklık
yapan pıhtıyı ortadan kaldırılması gereklidir. Bu pratikte iki yöntemle mümkündür.
Bunlardan ilki ameliyat ile pıhtının atar damardan çıkarılmasıdır. Tromboembolektomi
adı verilen bu işlemde lokal yada genel anestezi altında tıkalı olan atar damar
bulunur, açılır ve çoğu kez Fogarty balon kateterleri ile pıhtı damar içinden
çıkarılır ve damar tekrar kapatılır.

Bir diğer yöntem ise ameliyat yapılmadan
kateterlerle tıkalı damar içindeki pıhtıya ulaşılır ve pıhtıyı eriten ilaçlar
(Streptokinaz, ürokinaz veya doku plazminojen aktivatörü-tPA-) verilerek pıhtı
eritilerek damar açılmaya çalışılır. Bu işlem aralıklı anjiografi çekilerek kateterin
yeri değiştirilmesini gerektirdiği için tedavi 4-12 saat sürebilir. Bu tedavinin
kanama riski bulunduğu için ancak belirli bir hasta grubunda uygulanabilir. Çoğu
kez pıhtı eritildiğinde damar tıkanıklığının altında yatan bir darlık bulunur
ve buda anjioplasti, stent yada bypass ile tedavi gerektirir.   
Genel
olarak her iki yöntemde benzer başarı oranlarına sahiptir. Tıkanıklık erken aşamalarda
tredavi edilirse başarı oranı oldukça yüksektir. Geç gelen olgularda tedavi başarısız
olabilir yada hiç tedavi yapılamayabilir. Bu tip durumlarda amputasyon (uzvun
kesilmesi) dışında başka bir seçenek kalmayabilir. Öte yandan geç gelen olgularda
tedavi başarılı olup pıhtı çıkarılsa yada eritilse bile uzun süre kansız kalan
dokulara kanın tekrar verilmesi reperfüzyon hasarı olarak adlandırılan bir duruma
yol açabilir. Burada bacak aşırı şişip sinirler ve kas dokuları yüksek basınç
altında ezilebilirler. Bu durumda bacaktaki basıncı azaltıcı bazı işlemler (fasciotomi)
yapılabilmekle beraber, bacak kurtarılamayabilir yada bacak felçli bir şekilde
kalabilir. Sık sorulan sorular |