Prof. Dr. Cüneyt Köksoy

Periferik Anevrizmalar (Uzuv Damarlarında Balonlaşmalar)

Atar damarların balonlaşarak genişlemeleri anevrizma olarak tanımlanır. Çoğu anevrizma vücudun en büyük atardamarı olan aortada gelişir. Aorta anevrizmaları torasik aorta anevrizmaları şeklinde göğüste yada abdominal aorta anevrizmaları şeklinde karında yer alır.

Aortanın dışındaki atardamar anevrizmaları ise periferik anevrizmalar olarak tanımlanırlar. Bunlar en sık uzuvlardaki atardamarlarda gelişir. Özellikle diz arkasındaki popliteal atardamarın anevrizması en sık karşılaşılan anevrizmadır. Bunun yanı sıra kasıktaki femoral atardamarda, şahdamarında ve kollardaki atardamarlarda da anevrizma gelişebilir. Özel bir grup anevrizma ise böbrek ve barsaklar gibi iç organların atardamarlarında gelişen anevrizmalardır. Eger bacak atardamarlarında anevrizma varsa başka atardamarlarda da anevrizma olma olasılığı oldukça yüksektir.

Aorta anevrizmalarının en korkulan sonucu patlaması yada rüptüre olmasıdır. Diğer atardamar anevrizmalarıda patlayabilmekle beraber, bu risk aortadaki kadar fazla değildir. Diğer atardamarladaki anevrizmalar daha sık damar içinde pıhtı oluşup, damarın tıkanmasına ve büyüyüp çevredeki diğer dokular üzerine basıya bağlı sorunların oluşmasına neden olurlar.

Belirtiler:

Eğer anevrizma çok küçükse çoğu kez hiçbir şikayete neden olmaz. Çoğu kez diğer aorta dışındaki diğer damarların anevrizmalarında hastaların %70 inin hiçbir şikayeti yoktur.

Anevrizma olabileceğine işaret edecek başlıca şikayetler şunlardır:

  • Nabız hissi veren yumru,
  • Yol yürümekle yada hareketle gelen kol yada bacak ağrısı
  • İstirahatte kol yada bacak ağrısı
  • Parmaklara ağrılı yaralar,
  • Kol yada bacakta yayılan ağrı ve uyuşukluk,
  • Kol yada bacakta gangren

Dizarkasındaki popliteal atardamarın anevrizması genellikle daha aşağıdaki damarlara pıhtı atmaya yada popliteal atardamarın tamamen pıhtı ile dolmasına neden olabileceği için, bu hastalardaki en yaygın şikayet damar tıkanıklığı belirtileri ile aynıdır. Şahdamarda anevrizma olduğunda ise geçici yada kalıcı felç veya inme gelişebilir. Barsak atardamarlarındaki anevrizmalarda barsaklarda gangren veya karın ağrıları olabilir.

Sebepleri:

Çoğu periferik arter anevrizmasının hedeni tam olarak aydınlatılamamıştır. Bununla beraber bazı anevrizmaların gelişiminde enfeksiyon ve tekrarlayan bazı travmalar rol alabilir. Özellikle kasıktan yapılan anjiografi işlemleri veya ameliyatlar o bölgedeki atardamarlarda anevrizma gelişimine katkıda bulunabilir. Aterosklerozda zamanla damar duvarının zayıflamasına ve anevrizma oluşumuna katkıda bulunur. Bu açıdan ateroskleroz gelişiminde rol alan sigara, yüksek kan basıncı, kolesterol yüksekliği ve şişmanlıkta anevrizma için bir risk faktörüdür. Bunun yanısıra aile yada akrabalarında anevrizma olan bireylerde anevrizma gelişme olasılığı fazladır. Öte yandan bazı hastalıkların seyrinde örneğin Behçet hastalığında damar yapısınında bozulma olduğu için anevrizma daha sık gelişebilir.

Hangi test yada tetkikler yapılmalıdır?

Tanı için öncelikle doktorların genel hasta sorgulamaları ve muayeneleri büyük önem taşır. Eğer doktor muayenesinde kasıkta, diz arkasında veya kollarda anevrizmadan şüphe ederse başta ultrasonografi olmak üzere çeşitli testler isteyebilir. Bu testlerden en önemlileri bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemedir.

Eğer ameliyat yada benzeri bir tedavi planlanıyor ise daha agresif bir inceleme yöntemi olan anjiografi gerekebilir. Çoğu anevrizmalı hastada eşlik eden kalp hastalığı bulunur. Anevrizma tedavisi için cerrahi yapılmadan önce kalbin durumunu değerlendirmek için elektorkardiyografi (EKG), eforlu EKG, ekokardiyografi, sintigrafi, bilgisayarlı tomografik kalp anjiografisi veya anjiografi gerekebilir.

Tedavi

Anevrizmada tedavi anevrizmanın yerine, şikayet yapıp yapmadığına, damarı tıkayıp tıkanmadığına ve büyüklüğüne göre farklılıklar gösterebilir. Eğer anevrizma hiçbir şiyayete neden olmuyor ve çok küçükse ameliyat edilmeden izlenebilir. Bu izlem sırasında ateroskleroz gelişiminde rol alan riskler (sigara, yüksek kan basıncı ve kolesterol) tedavi edilir, hastalardan düzenli yürümeleri, bacak bacak üstüne atmamaları ve ayak bakımı yapmaları istenir. Bu durumun tek istisnası diz arkasındaki popliteal atardamarının anevrizmasıdır. Bu anevrizmanın sıklıkla tıkanması ve bacaklarda gangrene neden olması nedeni ile, popliteal atardamar anevrizmaları belirlendiğinde tedavi edilmelidirler.

Periferik atardamarların anevrizmaları genelde ameliyatla veya içine stentgreft yerleştirerek endovasküler yolla tedavi edilirler. Ameliyatta amevrizmalı damardaki kan akımı durdurulup, anevrizma açılır ve normal damarlar arasında bir parça damar yerleştirilir. Bu parça damar ya bir yapay damar olur, yada toplardamarlardan birisi olur. Eğer anevrizma çok uzun ise bypass ameliyatı yapılabilir. Bypass ameliyatında anevrizmanın yukarı ve aşağısındaki normal damarlar arasına bir damar grefti yerleştirilerek anevrizmanın her iki ucu bağlanır. Ameliyattan sonra hastaların 2-10 gün daha hastanede kalmaları gerekebilir.

Bazen periferik atardamarlar anevrizması olan hastalarda atardamarlar bir pıhtı ile tıkanmışlardır ve cerrahi girişim öncesinde tıkalı olan damarlardaki pıhtının eritilerek açılması gereklidir. Trombolitik tedavi adı verilen bu işlemde damarın içine ilerletilen kateterlerden verilen ilaçlarla pıhtı eritilir.

Bazen ameliyat yerine kesi yapmadan kateterler üzerine yerleştirilmiş yapay damarlar (stentgreft) kasıktan anevrizmalı damarın içine ilerletilerek anevrizmanın içine damar içerden döşenerek anevrizma dolaşımdan dışlanmış olur. Endovasküler tedavi adı verilen bu tedavi cerrahi tedavinin çok riskli olduğu hastalar için kullanılabiliecek bir yöntemdir.

Eğer anevrizma damarların ileri derecede tıkamış ve kansız kalan dokularda gangren gelişmiş ise hasta geç geldiğinde son çare olarak uzvun kesilmesi olan amputasyon ameliyatı bir zorunluluk olabilir.

© Copyright 2016 - Cüneyt KÖKSOY