| Bazen damar içinde oluşan bu pıhtı bulunduğu yerden
kopup, kan akımının etkisi ile sürüklenip başka damarlarda tıkanıklıklar oluşmasına
yol açar. Bu durum ise emboli olarak ifade edilir. Her iki mekanizmada damarlarda
tıkanıklık oluşmasına ve sonuçta o damarın beslediği doku yada organlarda gangren
gelişmesine neden olur. Örneğin beyinde damarlar tıkandığında felç, bacakta
damarlar tıkandığında ani
atardamar tıkanıklığı olarak ifade edilen ve gangrene kadar gidebilen durumlar
ortaya çıkabilir. Eğer pıhtı toplardamarlar içinde oluşursa bu durumda derin
ven trombozu adı verilen ve çoğu kez bacaklarda topardamar kan akımının durmasına
neden olur. Bu durumların tedavisinde kullanılan en önemli yöntemlerden
birisi trombolitik tedavi olup, özel bazı ilaçların doğrudan pıntının içine verilerek
pıhtının eritilip, damarda kan akımının tekrar sağlanmasıdır. Ancak pıhtıyı eritici
ilaç vermek aynı zamanda kanamayada neden olabilir. Örneğin tedavi sırasında
atardamara giriş yerinde (Kasıklar), beyinde, gözde, böbreklerde ve midede yada
daha önceki ameliyat yerlerinde kanamalar oluşabilir. Bu açıdan trombolitik tedavi
iki ucuda keskin bir bıçak gibidir. Hazırlık Öncelikle doktor
hastanın genel sağlığı, şikayetleri hakkında bilgi edindikten sonra, hastayı muayene
eder. Bu aşamada doktor hastada trombolitik tedaviye engel bir durumun olup olmadığını
araştırır. Daha sonra trombolitik tedavinin güvenli yapılabilmesi için bazı
tahliller yapılır. Örneğin pıhtılaşma testleri ve bazı rutin kan testleri istenir.Eğer
tüm bu testlerde bir sorun yok ve hastada trombolitik tedavi için bir engel yok
ise, hasta trombolitik tedavi hakkında bilgilendirilir.Gen ellikle işlem aç karnına
yapılır. Ayrıca doktor hastanın kullanmakta olduğu ilaçların hangilerini kesmesi
gerektiğini hastaya hatırlatır. Trombolitik tedavi için anjiografi
yapılmalıdır. Bu hem tanıyı kesinleştirmek hemde tedaviyi yapabilmek için gereklidir.
İşlem için atardamara giriş yapılmalıdır. Bunun için en sık kullanılan yerler
kasıktaki femoral atardamar, dirsek önündeki brakial atardamar veya el bileğindeki
radial atardamardır. Bu damarlara ilerlerletilen ince plastik borular (kateterler)
içinden özel bir boya verilerek röntgen çekilir ve damar anatomisi iler beraber
tıkalı damarlarda görüntülenmiş olur. Bundan sonra trombolitik tedavi için gereken
işlemlere girişilir. 
Hangi
hastalara trombolitik tedavi yapılır? Eğer felç, kalp krizi, akciğer embolisi,
DVT veya hernangi bir damarınızda pıhtı var ise trombobolitik tedavi uygulanabilir.
Ancak trombolitik tedavi ne kadar erken yapılır ise ok kadar iyi sonuç alınır.
Bu nedenle bu hastalıklar oluştuktan sonra en geç birkaç saat içinde tedavi yapılmalıdır.
Eğer yüksek tansiyonu, şiddetli karaciğer hastalığı, yeni geçirilmiş kalp yada
beyin amaliyatı durumunda tedavi riskli olabilir. Trombolitik tedavinin
riskleri: Trombolitik tedavi anjiografi ile beraber yapılabilien bir işlem
olduğu için, anjiografinin tehlikleri bu durumda da geçerlidir. Eğer şeker yada
böbrek hastalığı varsa anjiografi ve beraberinde trombolitirk tedavi risklidir.
Böyle durumlarda yeterli sıvı tedavisi ile böbrekler korunlamlıdır Pıhtılaşma
bozukluğu olan kişilerde trombolitik tedavinin yan etkileri daha fazla olabilir.
Diğer bazı durumlarda da tedavi riskli olabilir: · İç kanama geçmişi,
· Kontrosüz yüksek kan basıncı, · Gebelik, ·
Kalbin iç yüzünün enfeksiyonu (Endokardit) · İleri yaş, ·
Şeker hastalığına bağlı gözün iç tabakasının hastalığı (Diyabetik retinopati)
Nasıl yapılır? Trombolitik tedavi genelde yoğun bakım,
anjiografi ünitesi yada gereken altyapıya sahip ameliyathanelerde yapılabilir.
Hastanın yaşamsal bulguları (Kan basıncı, nabız, v.b.) ile bereber herhangi bir
kanamanın oluşup oluşmadığı izlenir. Pıntılyı eriten ilaçlar iki şekilde
verilebilir. İlaç ya genel olarak hardangi bir toplardamardan dolaşıma verilirdoğrudan
tıkalı olan damardaki pıhtının içine verilir. Bunun için kasıktaki femoral atardamar,
dirsek önündeki brakial atardamar veya el bileğindeki radial atardamardan bir
kateter tıkalı olan damara kadar ilerletilir. Bunun için girişim yapılacak olan
alan antiseptikli solüsyonlarla silirinir ve o bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik
ilaç enjekte edilir. Daha sonra bu alandan kateter damar içine yerleştirilir.
Damarı görüntülemek için kateterden özel bir boya (radyo opak madde)verilerek
anjiografi çekilir. Bu görüntü klavuzluğunda trombolitik tedavinin yapılacağı
kateterin ucu tıkalı olan damara yerleştirilip, trombolitik ilaç devamlı verilmeye
başlanır. Trombolitik tedavi için kullanılmakta olan başlıca ilaçlar streptokinaz,
ürokinaz ve doku plazminojen aktivatörü olan t-PA dır. İlaç kateter yolu ile saatlerce
verilir. Bu arada zaman zaman anjiografi çekilerek pıhtının durumu kontrol edilip,
gerekirse kateterin ucunun yeri değiştirilir. Tıkanıklığın yerine, pıhtının miktarına
ve eşlik eden damar hastalığının durumuna göre bu tedavi saatler hatta günlerce
sürebilir. Pıhtı eridiğinde yada artık daha fazla erimediğinde tedavi sonlandırılır.
Eğer pıhtılaşma testleri gereken sınırlar içerisinde ise kateter bulunduğu yerden
çekilir ve girişim noktasına kanama duruncaya kadar onlarca dakika baskı uygulanır.
Son yıllarda trombolitik tedavideki ilaç dozunu ve uygulama süresini kısaltmak
için yeni tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Mekanik yada farmakomekanik trombektomi
adı verilen bu yöntemlerde trombolitik ilaç özel bazı kateterler ve cihazlarla
verilir. Kateterden çıkan ilacın jet etkisi ile yada kateterin emici etkisi ile
veya bazen kateterlerin pıhtıyı parçalayıcı etkisi ile pıhtı daha da küçültülür
ve ilaç ile eritilir. Bu şekilde daha kısa sürede damar açılabilmektedir. Trombolitik
tedavi sonrasında olabilecek sorunlar: Trombolitik tedavi sonrası hastanın
bir gün yatması gerekildir. Bu sürede hastada her hangi bir yan etki gelişip gelişmediği
izlenir. Eğer kanama olmaz ise hasta taburcu edilir. Ancak tıkanıklık oluşmasına
neden olan sorun belirlenmiş ise önecelikle o tedavi edilmelidir. Bu sorun çoğu
kez damardaki bir darlık, tıknıklık, genişleme (anevrizma) yada bir kalp hastalığı
olabilir. Trombolitik tedavinin en önemli yan etkisi kanamadır. Eğer hastalar
aşağıdaki sorunlarla karşılaşırlarsa tekrar hastaneye başvurmalıdırlar: ·
Giderek kötüleşen kol yada bacak ağrısı, · Ateş, · Solunum
güçlüğü, · Giderek artan bulantı, kusma yada öksürük ·
Kol yada bacakta morarma, şişlik ve ağrı · Kusma yada dışkı ile kan
gelmesi · Kateterlerin yerleştirildiği girişim bölgelerinden kan
gelmeye devam etmesi Bunlar dışında sorun olmadığı sürece hastalar hafif
işler yaparak ilk günlerini evde geçirebilirler. İşlem sırasında kullanılan anjiografi
ilaçlarını rahat atabilmek için evde bol miktarda su ve sıvı gıdalar alınmalıdır.
İşlemden 24 saat sonra banyo yapılabilir. Yan etkiler: Trombolitik
tedavide ne yazık ki yan etkiler az değildir. Bu nedenle hastalar yakından takip
edilirler. Eğer kanama, düşük kan basıncı ve alerjik belirtiler ortaya çıkarsa
doktor durumdan haberdar edilmelidir. En tehlikeli kanama beyinde olan kanamadır.
Her 100 dan birinde beyin kanaması görülebilir ve kendini felç ile belli eder.
Trombolitik tedavi her zaman başarılı bir girişim değildir. Hastaların
%25 inde tedavi başarılı olmayabilir. Özellikle uzun süredir pıhtı olan hastalarda
pıhtı eritilemeyebilir. Hastaların %12 sinde pıhtı tekrar oluşabilir. Sık
sorulan sorular |