Şeker Hastalığı ve Vücuttaki Etkileri

Diyabet ya da halk arasında yaygın adıyla şeker hastalığı, vücutta hem kısa vadede hem de zamanla ciddi anlamda olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Diyabete bağlı olarak meydana gelen sağlık sorunları içerisinde, en fazla hastaneye yatışın gerçekleştiği durum olarak karşımıza şeker yarası ya da diğer adıyla diyabetik ayak hastalığı çıkmaktadır.

Şeker yarası ya da diyabetik ayak hastalığı, değişen beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve yaşam süresi ortalamasının giderek artmasına bağlı olarak gün geçtikçe artış gösteren diyabet hastalığının bir sonucudur.

Dünya Sağlık Örgütü’nün gerçekleştirdiği çalışmalar ve araştırmalar doğrultusunda, diyabet hastalığının giderek artış gösterdiği gözlemlenmektedir. Diyabet hastalığında yaşanan salgın boyutundaki artış, çok sayıda sağlık sorunuyla birlikte şeker yarası hastalığında da artışı beraberinde getirmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkemizde her yıl yaklaşık 400 bin kişide şeker yarası görülmekte, bu vakaların ortalama 8 bini ise organ yada uzuv kaybıyla sonuçlanmaktadır.

[quick-content]

Şeker Yarası Nedir?

Şeker yarası, halk arasında yaygın olarak şeker hastalığı adı verilen diyabetin sebep olduğu bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diyabet, vücudun kan şekeri oranının düzenlenmesinde bozulma yaşanmasının bir sonucu olarak, vücuttaki şekerin belli bir düzeyin üzerinde seyir göstermesi durumudur. Vücutta sürekli olarak belli bir düzeyin üzerinde seyir gösteren şeker oranına bağlı olarak, vücutta hızlı şekilde olumsuz etkiler gözlemlenebildiği gibi uzun vadede ciddi bozukluklar da ortaya çıkabilmektedir.

Şeker düzeyinin yüksek seyir göstermesi, uzun vadede sinirlerde olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Motor sinirler üzerinde diyabete bağlı oluşan olumsuz etkiler, kasların çalışmasına etki ederek ayak ve parmaklarda şekil bozukluklarına sebep olmaktadır. Uzun vadede diyabete bağlı olarak otonom sinirler üzerinde oluşan olumsuz etkiler, ayak derisinde çatlaklar oluşmasına sebep olmaktadır. Ayaklarda oluşan kuru ve çatlak yapı, metabolizmanın diyabete bağlı olarak zayıflamasıyla birlikte enfeksiyonlara açık hale gelmektedir. Diyabete bağlı olarak, duyu sinirlerinin bozulmasıyla birlikte his kaybı meydana gelmektedir. Böylece his kaybı yaşayan kişi yaralanmalara ve enfeksiyona açık hale gelmektedir. Yaralanmalara ve enfeksiyonlara açık kişilerde en basitinden bir ayakkabı vurması bile yaralara sebep olabilmekte ve bu durum his kaybıyla birleşerek iyileşmeyen şeker yaralarına sebep olmaktadır.

Şeker Yarasının Gelişimi ve Kötüleşmesi

Kronik bir hastalık olan ve birçok organ üzerinde olumsuz etkileri bulunan şeker hastalığı, ayaklarda sinir hasarı ve his kaybı oluşturarak diyabetik nöropatiye, ayrıca damarlar üzerinde hasar oluşumu dolayısıyla şeker yarasına sebep olmaktadır.

Diyabet hastalarında metabolizmanın zayıflamasıyla birlikte enfeksiyonlara açık hale gelen vücut yapısı, sinir hasarıyla yaralanmalara açık hale gelmekte, ayak bölgesinde yaşanan his kaybı doğrultusunda ise açık yaralar, hasta farkında olmadan ortaya çıkmaktadır. Yaşanan his kaybı sonucu, şeker yarasında oluşan ısı kaynaklı hasar fark edilmemekte, bu durum yaranın giderek açılmasına ve ciddileşmesine sebep olmaktadır. Şeker hastalığı ayrıca ayak ve bacaklarda damar tıkanıklığına neden olmaktadır. Atardamarlar dokuların beslemesi ve yara oluştuğunda da iyileşmesi için çok önemlidir. Damar tıkanıklığı oluşumunun bir sonucu olarak kan akımında azalma meydana gelerek, yaranın iyileşmesi güç hale gelmektedir. Kan dolaşımının bozukluğu sebebiyle yara hızlı şekilde iltihaplanabilmekte, oluşan enfeksiyonun yüksek kan şekeri dolayısıyla iyileşmemesiyle yara kangrene dönüşebilmektedir.

Kangrene dönüşen şeker yarasının etrafındaki dokular ölerek, yayılım göstermektedir. Şeker yarasının bu aşamaya gelmesi durumunda, kangrenin yayılmasının durdurulması amacıyla cerrahi müdahale yani ayağın bir kısmının ya da tamamının kesilmesi gerekebilmektedir.

Şeker Yarasının Erken Dönem Belirtileri Nelerdir?

Şeker yarası, diyabetin vücutta meydana getirdiği olumsuz durumların ve uzun vade etkilerin sonuçlarıdır. Aslında süreç içerisinde yüksek kan şekerinin vücutta oluşturduğu olumsuz etkiler gözlemlenebilmekte ve çoğu zaman kangren aşamasına gelmeden çeşitli sinyaller oluşturmaktadır. Şeker yarasının erken evre belirtilerinin farkında olmak, ciddi anlamda olumsuz etkiler oluşmasının önüne geçebilmek açısından oldukça önemlidir. Bu bakımdan şeker yarasının erken dönem belirtilerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Ayak derisinde pul pul görünüm, kuruluk, çatlak ve yırtılmalar meydana gelmesi
  • Ayak ya da ayak bileğinde şişlik, kırmızılık ya da ısı artışı oluşması
  • Sadece yürürken değil, dinlenme sırasında da ayakta oluşan ağrı
  • Tırnakta kalınlaşma, şekil bozukluğu ve tırnak batması
  • Ayak derisinde kızarıklık, kalınlaşma, nasırlaşma ve nasır ortasında küçük yuvarlak yara oluşumu
  • Açık yara ve kesik oluşması, su toplanması, deride soyulma ve iltihaplanma

Şeker Yarasına Karşı Koruyucu Bakım Yöntemleri

Diyabet hastalarının, ayaklarında şeker yarası oluşumunun önüne geçebilmesi ya da oluşan ayak yarasının ilerlemesini önleyebilmesi açısından belli başlı bakım yöntemlerini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Uygulanması durumunda ciddi sonuçlara sebep olabilecek şeker yaralarından koruyucu bakım yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Hastanın kan şekeri kontrolünün kesinlikle sağlanması gerekmektedir.
  • Ayaklar her gün belirli bir saatte hastanın kendisi yada bir yakını tarafından kontrol edilmelidir.
  • Ayaklar her gün sabunla yıkanmalı, kurulanmalı ve nemlendirici krem sürülmelidir.
  • Hasta çıplak ayakla dolaşmamalı, ayaklarını dış etkenlerden olabildiğince korumalıdır.
  • Şeker hastaları için geliştirilmiş, yumuşak, deriden yapılmış, önü yuvarlak, parmakların içinde hareketine izin verecek rahatlıkta olan ayakkabılar kullanılmalıdır.
  • Her zaman çorap giyilmelidir.
  • Tırnaklar düz kesilmeli ama hemen dibinden yada çok kısa kesilmemelidir.
  • Ayaklarda oluşan nasır, yara gibi durumlara hasta tarafından müdahale edilmemeli, cerrah müdahalesine acilen başvurulmalıdır.
  • Ayaklara doktor kontrolü dışında ilaç ya da tahriş edici madde sürülmemelidir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Böbrek Damarlarının Hastalıkları (Renovasküler)

Böbrek damarlarını tutan hastalık renovasküler hastalık olarak isimlendirilmektedir. Genellikle böbrek atardamarında daralma yada tıkanıklık nedeni ile böbreğin işlevlerinin bozulması ve yüksek kan basıncı ile seyreden bir hastalıktır.

Devamını Oku
Kılcal Damar Tıkanması

Kılcal damarlar insan vücudundaki çapı en küçük olan damarlardandır. Aynı zamanda en küçük kan damarları olarak da tanımlanan kılcal damarlar; kan ile diğer dokular arasındaki oksijen ve besin alışverişi sürecinde etkilidir.

Devamını Oku
Barsak Damarlarının Hastalıkları

Tıkanma tipine (daralma veya tamamen tıkanma), sıklığına (akut veya kronik) ve tıkanmış bağırsak damarlarının sayısına bağlı olarak, hastanın şikayetleri farklılık gösterebilir.

Devamını Oku