Prof. Dr. Cüneyt Köksoy

Sülük Tedavisi

Sülük tedavisi antik çağlardan beri tıpta çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmakta olan bir tedavi yöntemidir. Ülkemiz tıbbi sülük ihraç eden ülkelerden birisidir. Tıbbi sülük “Hirudo medicinalis” kullanılarak yapılan ve tıpta “hirudo terapi” olarak bilinen bir uygulamadır. Gereksiz kullanım, uygulama hataları ve yan etkileri nedeni ile suiistimale açık olan bir tedavi uygulaması olduğu için sülük tedavisi modern tıpta yıllarca göz ardı edilmiştir. Halen başta plastik cerrahi işlemleri ve toplardamar hastalıkları olmak üzere bir çok alanda sülük tedavisinden yararlanılmaktadır. Burada sülük tedavisinin toplardamar hastalıklarında kullanımına ilişkin bilimsel kanıtlara dayalı bilgi verilecektir.

Sülük tedavisi nedir?

Sülük deriye yapışarak kanı emen ve doğada bulunan bir canlıdır. Sülük deriyi ısırdığında sülüğün tükürüğünde bulunan 100 ün üzerindeki madde deriye salınır. Bu maddeler arasında ısırığın hissedilmesini engelleyen lokal anestetik, damar genişlemesini ve kan akımının artmasını sağlayan, kanın pıhtılaşmasını engelleyen (hirudin), kan pulcuklarının (trombositler) yapışmasını engelleyen, dokularda sıvı geçirgenliğini düzenleyen (hyalüronidaz) ve pıhtı eritici (fibrinaz) bir çok madde deriye ve kan dolaşımına geçer. Kullanılan sülük sayı ve büyüklüğüne bağlı olarak önemli miktarda kan vücuttan çekilebilir. Ortalama bir sülük bir seferde 2-20 ml kan emer. Sülük doyduğunda deriyi ısırmayı bırakır ve bu arada ağız salgısındaki kanamayı engelleyici hirudin maddesi nedeni ile ısırdığı yerden sızıntı 24-48 saat devam eder. Bu nedenle kaybedilen kan miktarı sülüğün emdiğinden daha fazladır (50-100 mL). Bu kan kaybının dokuda şişliği azalttığı düşünülmektedir. Öte yandan kaybedilen kan yanında sülük tükürüğünde bulunan bazı maddelerin kana karışmasının da dokuda şişlik ve basıncı azaltıcı, dolaşımı düzenleyici etkileri olabileceği iddia edilmiştir.

Sülük tedavisinin tıpta kullanımı:

Sülük tedavisi tıpta genel olarak dokuda kan yada sıvı biriktiği hallerde örneğin kanamalar, plastk cerrahi girişimleri ve toplardamar hastalıklarında kullanılmaktadır. Toplardamar hastalıklarından derin ven trombozunda ve derin ven trombozundan sonra oluşan venöz yetmezlikte kullanıldığı bilinmektedir.

Genel olarak tromboflebit ve venöz yetmezlik varlığında şişliğin ve ağrının sülük tedavisi ile azaldığı ifade edilmektedir. Tıpta bir tedavi yönteminin mevcut diğer tedavi yöntemlerinden daha iyi olduğunun gösterilmesi için iki tedavi yöntemine hastaların rastgele dağıtılarak tedavilerin uygulanmasının ve sonuçların istatistiksel olarak karşılaştırıldığı ‘prospektif randomize araştımalar’ yapılması gerekir. Sülük tedavisi için halen böyle bir araştırma yoktur. Sadece sülük tedavisinin venöz yetmezlik yada venöz ülserli hastalarda kullanıldığında sonuçlarının olumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Yöntem açısından ciddi olarak eleştirilebilecek bu çalışmalarda sülük tedavisi ile ülserlerin iyileştiği, şişliğin ve ayak bileklerinde renk koyulaşmasının azaldığı bildirilmektedir.

Sülük tedavisinin yan etkileri:

Sülük tedavisi kontrolsüz uygulandığında kan kaybına ve kansızlığa neden olabilir. Öte yandan sülüğün emdiği kanı sindirmesine yardımcı olan kendi ağzında yerleşik bakteriler ısırdığı yerde enfeksiyonlara neden olabilir. Genelde sülük tedavisinde sonra hastaların %2-36 sında enfeksiyon gelişebilmektedir. Enfeksiyonlar küçük lokal enfeksiyonlar şeklinde olabileceği gibi, bazen ciddi mikro organizmalara bağlı yaygın enfeksiyonlar şeklinde de olabilir. Bu nedenle modern uygulamada enfeksiyonları engellemek için antibiyotiklerle beraber sülük tedavisi yapılmaktadır. Sülük kullanımı bir hastadan diğerine HIV, hepatit gibi hastalık geçişine neden olabilir. Sülük tedavisi yapıldıktan sonra kullanılan sülük başka hastada kullanılmaması için yok edilmelidir. Bu kurala uymayan uygulamalar bir hastadan diğerine hastalık geçişi ile sonuçlanabilir.

Sülük tedavisi başka hiçbir yolla tedavi edilemeyen toplardamar yetmezliği durumunda fayda sağlama potansiyeli olabilen ama bilimsel olarak güvenilir kanıtın olmadığı ve ciddi yan etkilerin oluşabileceği bir tedavi şeklidir. Toplardamar yetmezliğinin günümüz modern tıbbında doğru tanısı konulduğunda tedavi olabilen bir hastalıktır. Hastaların doğru tanı ve tedaviye ulaşmak için ısrarlı çaba sarf etmeden doğrudan sülük tedavisine yönelmemeleri daha güvenilir olacaktır.

NOT: Sülük tedavisi Prof.Dr. Cüneyt Köksoy tarafından uygulanmamakta olup, bu bölüme genel bilgilendirme için yer verilmiştir.

© Copyright 2016 - Cüneyt KÖKSOY