Prof. Dr. Cüneyt Köksoy

Varis İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Sıcak damarları gevşeten bir etken olduğu için genelde yaz aylarında varisler daha belirgin hale gelip, daha fazla şikayet oluştururlar. Benzer şekilde sauna, hamam, kaplıca gibi ortamlarda da varisler daha belirgin hale gelebilirler. Böyle ortamlarda mümkün olduğunca az bulunulması, verilmiş tedavinin uygulanması ve mümkün olduğunca bacaklara soğuk yada normal ısıdaki su ile duş yaptırılması yararlı olabilir.

Varisin bilinen doğrudan tek bir nedeni yoktur. Ancak bir çok etken bir araya geldiğinde varis oluşmaya başlar. Toplardamar duvarında zayıflık, basınç artışı gibi yapısal değişiklikler, genetik yatkınlık ve damarın moleküler yapısını bozan etkenler bir araya geldiğinde varis oluşumu gerçekleşir. Toplardamarlarda basınç artışına yol açan etkenler örneğin ayakta yada oturarak uzun süre kalmayı gerektiren durumlar, kabızlık, az lifli gıdayla beslenme alışkanlığı, meslekler, şişmanlık, sıkı kıyafetler varis gelişimine katkıda bulunabilirler. Bu olayların yanı sıra toplardamarları zayıflatan nedenler örneğin hormon kullanımı, gebelik, kadın cinsiyet, yaşlılık, sigara, söz gelimi akrabalarda varis olması gibi genetik etkenlerde varis gelişimine katkıda bulunabilirler. Bunların dışında toplardamarlarda tıkanıklık yada pıhtı olan kişilerde ileride varis gelişme olasılığı daha fazladır.

Varisle beslenme arasında doğrudan bir bağlantı olmamakla beraber bazı beslenme alışkanlıkları varis gelişimine yada kötüleşmesine katkıda bulunur. Örneğin yeterince sıvı alınmaması, tuzlu veya düşük lifli gıda tüketilmesi, kızartmalar, hazır cips ve benzeri ürünler, şekerli veya rafine gıdalar, aşırı kırmızı et ve doymuş yağ asitli gıdaların (yağlı et, katı yağ, yağlı peynir v.b.) yenmesi, alkol ve sigarada varis gelişimine kısmen katkıda bulunabilir.

Varisin neden olabileceği en önemli sorun varislerin içinde pıhtı oluşması (tromboflebit) dır. Variste pıhtı olma olasılığı ortalama dir. Varisli damarlar içinde kan akımı yavaşladığı için diğer bazı faktörlerinde etkisi ile pıhtı oluşabilir. Ağrı, kızarıklık ve şişlik ile karakterize olan ve iyileşmesi haftalar süren bu durum tromboflebit olarak bilinir. Bazen pıhtı varisli damarlardan daha derindeki ana toplardamarlara ulaşıp bu damarları tıkar ve durum “derin ven trombozu” olarak ifade edilir. Bu durumda pıhtının akciğere gidip akciğer damarlarını tıkaması (akciğer embolisi) ve nadiren ölüme kadar yol açabilen sorunlar yaratması mümkündür.

Çoğu kez varisler ciddi bir sorun oluşturmazlar. Ancak sorunun kimde gelişeceğini tahmin etmek genelde imkansızdır. Oluşabilecek başlıca sorunlar (komplikasyonlar):

  • Yüzeyel tromboflebit- Varislerin içinde pıhtı oluşması sonucu varisler şiş, kızarık ve hassas hale gelebilirler.
  • Kanama- Küçük çarpmalarda bile varisler kanayabilir. Variste basınç yüksek olduğu için bu kanama oldukça bol miktarda olur.
  • Egzama - Özellikle ayak bileği çevresinde kuru ve kaşıntılı deri hali
  • Pigmentasyon (döküntü) – Özellikle ayak bileği çevresinde kahverengi- mor döküntülerin oluşması, bunların giderek yoğunlaşıp ayak bileği çevresinde sanki kahverengi bir çorap giymiş gibi renk değişikliği oluşturması varisin ileri evrelerinde görülebilen bir durumdur.
  • Venöz ülser - Ayak bileği çevresinde yara.

Varisli hastaların çoğu aslında görünüm dışında pek fazla şikayeti olmayan kişilerdir. Bacakta hemen derinin altında bulunan uzamış, kıvrıntılı ve genişlemiş, mavimsi varisli damarlar kozmetik olarak hastaları rahatsız edebilir. Ayrıca varisler bacaklarda ağaç dalı yada çizgiler şeklinde kırmızı mor ince damarlar şeklinde de olabilir. Bunun dışında özellikle uzun süre ayakta kalındığı durumlarda bacaklarda ağırlık hissi, günün ilerleyen saatlerinde ayakta ve ayak bileklerinde şişlik, varisli damarlar üzerinde dokunmakla ağrı ve hassasiyet, geceleri bacaklarda kramp ve ağrı oluşabilir. Varisin daha ileri aşamalarında toplardamar yetmezliğinin daha da belirginleşmesi ile özellikle ayak bileği çevresinde çok sayıda küçük mavi mor varislerin oluşması, derinin renginin koyulaşıp kahverengiye dönmesi, kaşıntılı egzamaların oluşması ve nadiren deride yaralar (ülser) açılması görülebilir.

Doktora gidip gitmeme kararını şu soruların cevaplarına göre verin.

Soru: Varislerinizin üzeri daha fazla şiş, kırmızı ve dokunmakla hassas ve sıcak mı?

  • Cevap evet ise doktora gidin
  • Eğer cevap hayır ise, soru: “varisli bacağınızda ayak bileğine yakın bölgede mavi mor döküntüler ve deride renk değişikliği var mı?”
  • Cevap evet ise doktora görünün,
  • Cevap hayır ise ve varisler görsel olarak sizi rahatsız etmiyor ise bekleyebilirsiniz.

Soru: Varisleriniz var ve bacağınızda ağrı, geceleri kramp, akşam üzeri şişlik oluyor mu?

  • Cevap evet ise doktora görünün,
  • Cevap hayır ise, izlemeye devam edin

Damar çatlamaları yada örümcek toplardamarlar tehlikeli değildir ve tıbbi tedavi gerektirmezler.

Erkeklerde damarları zayıflatan progesteron hormonu olmadığı için varisler genelde daha az şikayet yapar. Ancak erkek yada kadın %20-30 oranında büyük varisler ilerleyip venöz ülser adı verilen yara oluşumuna ve bazen flebit yani varisin pıhtılaşıp iltihaplanmasına neden olabilirler. Diğer bir ifade ile şikayet yapmayan varisler %70-80 ciddi bir sorun oluşturmaz. Hastanın kozmetik isteklerine göre tedavi gerekir yada gerekmez.

Venöz yetmezlik yada varis için Doppler hasta ayakta durarak yapıldığında güvenilirdir.Eğer Doppleriniz siz ayakta iken yapılmış ise güvenilirdir. Ancak ağrı dışında başla şikayetinizin olmaması ağrınızın bir başka nedenden kaynaklanabileceğini düşündürür. Doktorunuzla bir kez daha görüşerek emin olmalısınız. Bacağınızda hiçbir belirti yok ve ağrınız başka bir hastalıkla ilgili ise Doppler ne derse desin ameliyat olmanız gereksizdir.

Varisin tanı ve tedavisini planlamada kullanılan en iyi yöntem renkli Doppler ultrasonografidir. Bu teknik hem damarları, hem de damar içindeki kanın akım yönünü ve hızını gösterebilen çok kolay ancak deneyim ve bilgi gerektiren bir tanı yöntemidir. Genelde damar içinde ters yönde yani ayaklara doğru akım(reflü=kaçak) yada tıkanıklık belirlenir. Varis için renkli Doppler ultrasonografi hasta ayakta iken, bütün damarlar detaylı bir şekilde değerlendirilmeli ve varisin olası kaynakları belirlenip işaretlenmelidir. Renkli Doppler ultrasonografideki yanılgılar yada eksiklikler yapılan tedavilerdeki başarısızlıkların en önemli etkenleri arasındadır. Bunun yanı sıra ultrasonu yapıp anatomiyi tanımlayan doktor ile, ameliyat yapan cerrah iki ayrı kişi olduğunda aynı çocukların "kulaktan kulağa" oyununda olduğu gibi hata yada başarısızlık ihtimalini arttırmaktadır. Bunun nedeni Doppler ultrasonografinin yorum gerektiren bir inceleme olması ve ne kadar çok görüntü basılırsa basılsın yada ne kadar detaylı rapor yazılırsa yazılsın her bakanın aynı şeyi gördüğü ve söylediği bilgisayarlı tomografi görüntüsü gibi bir sonuç elde edilememesidir. Buna karşın varisli hastanın tedavisinin planlandığı doppler ultrasonografi ile ameliyatı yapan aynı kişi yada birim olduğunda, her türlü başarısızlık olasılığı en aza indirgenebilmektedir. Bu hem tedavinin planlanması hemde tedavi sonrası takipler içinde geçerlidir.

Varis için renkli Doppler ultrasonografi hasta ayakta duruyor ve yükünü diğer bacağa veriyor iken yada oturur durumda iken yapılırsa doğru sonuç vermektedir. Hasta yatarken yapılan değerlendirme hatalı sonuç verir. Bu nedenle ayakta Doppler yapılan bir yer bulmalısınız.

Varisleri oluşturan etken örneğin safen toplardamar yetmezliği belirlendiğinde öncelikle etken ortadan kaldırılmalıdır. Varisin kaynağı ortadan kaldırıldıktan sonra varislerin kendileri ortadan kaldırılır. Bu amaçla varisli damara skleroterapi uygulanır veya ameliyatla çıkarılır.

Varislerde tedavinin iki amacı vardır. Bunlar varisleri ve hastada varise neden olan ama hastanın genelde farkında olmadığı yetmezlikli damarı ortadan kaldırılmasıdır.

Varisler ameliyat (miniflebektomi) yada içine köpüklü bir ilaç enjekte edilerek (köpük skleroterapisi) tedavi edilebilir. Son yıllarda buharlı yöntemlerle de bu damarlar yok edilebilmektedir.

Buna karşın varise neden olan yetmezlikli damar -ki bu genelde kasık ile ayak bileği arasında yer alan safen toplardamarıdır- ameliyat, laser, radyofrekans veya köpük ile tedavi edilebilir. Varise neden olan damarın cerrahi olarak çıkartılması olan ameliyat en klasik tedavidir ve genelde anestezi ile yapılır ve iyileşmesi diğerlerine göre daha uzun ve zahmetli olabilir. Damarı içerden ilaç vererek tıkamayı sağlayan köpük skleroterapisi en kolay ve en az ağrılı ancak tek başına yapıldığında varisin tekrarlama olasılığının en yüksek olduğu tedavidir. Bu nedenle kasıktan damar küçük bir cerrahi işlemle bağlandıktan sonra uygulanmaktadır. Laser ve radyofrekansta ise diz hizasından damar içine bir kateter yerleştirilmekte ve bu kateterden laserde yüksek enerjili bir ışın, radyofrekansta ise radyodalgaları verilerek oluşturulan ısı ile damarın içerden yakılması/dağlanması sağlanmaktadır. Kesi, dikiş, anestezi gerekmeyip, sadece damar çevresine uyuşturucu ilaç enjeksiyonu gerekir. Günümüzde bütün tedaviler “günü birlik” yani aynı gün yatış, ameliyat ve taburculuk şeklinde yapılabilmektedir.

Varis tedavisindeki güncel yöntemlerin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Tedavi

  Avantaj Dezavantaj
Varis çorabı

Ucuz

Hasta için kolay

Her vakada uygun değil

Hasta için rahatsızlık verici

Uzun süre ve her mevsim kullanılması zor

Skleroterapi

Ucuz

Yatış olmadan yapılabilir

Hızlı iyileşir

Safen damarında kullanıldığında tekrar varis oluşur

Sıklıkla damarda pıhtı oluşur

Çok sayıda seans halinde uygulanır

Ameliyat

Sorunu tamamen düzeltir

Bir gün yatış ile yapılabilir

Pahalı

Genelde anestezi ile yapılır

En az iki kesi ve cilt dikişi gerekir

İyileşme süresi 2-4 hf. kadar sürebilir

Morluk, şişlik daha fazladır

Laser

Sorunu tamamen düzeltir

Günübirlik tarzda yapılabilir

Kesi, dikiş olmaz

Lokal anestezi ile yapılabilir

Morluk, şişlik, ağrı daha azdır

Kateterler nedeni ile pahalıdır

Çok yüzeysel damarlarda deri yanabilir veya deride kahverengilik olabilir

Radyofrekans

Sorunu tamamen düzeltir

Günübirlik tarzda yapılabilir

Kesi, dikiş olmaz

Lokal anestezi ile yapılabilir

Morluk, şişlik, ağrı en azdır

Kateterler nedeni ile pahalıdır

Çok yüzeysel damarlarda deride geçici kahverengilik olabilir

Aşağıda araştırmalara göre yöntemlerin birbirinden farkları bir tabloda gösterilmiştir. Ancak özetle Laser ve radyofrekans ameliyata gore daha az rahatsızlık ile yetmezlikli safen toplardamarınızdan kurtulup, normal hayatınıza daha kısa sürede dönebilmenizi sağlar. İlk birkaç gün geçtikten sonra ameliyat, radyofrekans ve laser arasında sonuçlar açısından belirgin bir fark yoktur. Bu nedenle eğer daha az acı ile daha kısa sürede normal yaşantınıza dönmek istiyor iseniz laser veya radyofrekans sizin için daha uygundur. İkisinin arasında da aşırı bir fark bulunmamaktadır.

 

  Ameliyat Laser Radyofrekans
Etki mekanizması Kasık, diz ve ayak bileği hizasından yapılan kesilerden damar içine ilerletilen bir tel ile damar çekilip çıkarılır. Laser enerjisi (800 0C) kanı kaynatarak damar içinde pıhtı ile tıkanıklık oluşturur.Bu arada toplardamarda küçük delinmeler ve sonra kan sızıntısı olabilir. RF enerjisi (120 0C) damar duvarındaki yapıların büzüşmesine ve sonunda damarın fibrozisine yol açar. 6-12 ay sonra bu kapalı damar emilip, görünmez hale gelir.
Şekil
Karşılaştırmalı çalışmalardaki farklılıklar   Ameliyata göre çok kısa sürede normal yaşama dönülebilir. Normal günlük aktivitelere ve işe dönüş süresi çok daha kısadır. İşlem sonrası hastalar daha az ağrı, morarma ve rahatsızlık duyarlar.
Kesi ve Dikiş Var Yok Yok
Başlangıçta başarı oranı   %94-100 %86-92
En az 12 ay varis nüksü olmama olasılığı   %85 %90
İlk 24 saatte normal yaşama dönebilme oranı %46 %69.8 %80-89
İşe başlayabilmek için geçen süre 12.4 gün   4.7 gün
İşlem sonrası morluk %52 %38 %4-27
DVT riski   %0.312 %2
Hasta memnuniyeti (başkasına tavsiye edebilme)   %99.81 %98. 3

Varis tedavisinde laser yada radyofrekans daha az ağrı ve rahatsızlık ile daha kısa sürede iyileşmeyi sağladığı için varis tedavisini yaptırıp bir an önce günlük hayatına dönmek isteyen kişiler için daha uygundur. Ayrıca laser ve radyofrekansta kesi ve dikiş olmadığı için daha az iz kalmakta ve yara sorunları olmamaktadır. Bu nedenle en iyi kozmetik sonuç bu yöntemlerde elde edilir. Aşırı şişmanlık yada eşlik eden başka hastalıkları nedeni ile ameliyatın ve anestezinin zor olacağı kişilerde de laser yada radyofrekans önerilir. Eğer hastanın her iki bacağında da varis nedeni ile tedavi gerekiyor yada aynı bacakta her iki safen damarınında tedavisi gerekiyor ise laser veya radyofrekans ameliyata göre daha iyi seçeneklerdir. Her iki yöntemde de damarın büyüklüğü ile ilgili olarak bir kısıtlama yoktur. Eğer safen damarı aşırı kıvrıntılı ise yada çok dar ise kateteri ilerletmek zor olduğu için bu yöntemler uygulanamayabilir.

Bu yöntemler birbirlerine benzer başarı oranlarına sahip olmakla beraber her hasta için tıbbi, ekonomik ve sosyal yönden avantaj yada dezavantajları vardır. Diğer bir ifade ile bu yöntemlerden birisi o hasta için en uygun olanıdır. Ancak en iyiden kasıt en az rahatsızlık ve en iyi kozmetik sonuç ile varislerden olabildiğince uzun süre için kurtulmak ise en iyi sonuç laser yada radyofrekans ile elde edilir. Benzer başarı oranlarına sahip her iki yöntemde ameliyata göre daha konforlu olup, nüks daha azdır. İşlem sırasında damar içindeki ısı laserde 800-1200 ºC iken, radyofrekansta 120 ºC olduğu için radyofrekansta işlem sonrası daha az morluk, ağrı ve rahatsızlık olur. Kısa ve orta vadede sonuçları ameliyattan daha iyi olan bu yeni yöntemlerin henüz 15-20 yıllık sonuçları bilinmemektedir. Çok büyük olasılıkla yıllar sonra da bir olumsuzluk olmayacağı tahmin edilmekle beraber, yinede bu durum tedaviyi planlarken göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu amaç için en iyi yöntem radyofrekanstır. Aynı amaç için köpük skleroterapiside kullanılabilir ancak köpük skleroterapisinde varis bir süre sonra yüksek olasılıkla tekrar oluşacaktır. Bunu engellemek için kasıktan küçük bir cerrahi işlemin tedaviye eklemesi gerekir.

Hayır. Ameliyat yani yetmezlikli safen toplardamarının kasıktan bağlanıp, çıkarılması işlemi en klasik yöntemdir. Diğer yöntemler kesi yapılmadan hastaya daha az rahatsızlık vermek için geliştirilmişlerdir. Ameliyattan sonraki ilk aylar laser yada radyofrekansa göre biraz daha sıkıntılı geçebilmektedir. Ancak sonraki aylarda ameliyata bağlı kesi izleri hariç, tedavi yöntemleri arasında belirgin bir farklılık yoktur.

© Copyright 2016 - Cüneyt KÖKSOY