Prof. Dr. Cüneyt Köksoy

Varis ile ilgili Sıkça Sorulan Sorular

Varisin lazerle tedavisi, varis tedavisindeki önemli seçeneklerden birisidir. Gerekli ayak bileğinden kasık arasında yer alan yetmezlik safran toplar damarının tedavisinde lazer yaygı olarak kullanılan bir tedavi seçeneğidir. Bu damarda yetmezlik olduğunda hastaların bacağında varis oluşmaktadır. Böyle bir durumda diz altından veya ayak bileği seviyesinden damarın içerisine bir kateterle girilip bu kateterden verilen yüksek enerji ile bu damarın kapatılması mümkündür.

Bu yola tedavi yapıldığında hastalar tedaviden sonra hemen birkaç saat içerisinde evlerine gidebilirler. Birkaç haftalık bir varis çorabıyla günlük hayatlarına dönebilirler.

Nüks varis, varis tedavisindeki en tartışmalı alanlardan birisidir. Genellikle önceki zamanlarda yapılmış olan tedavinin başarısızlığı sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ve tedavideki başarısızlık büyük randa tedaviyi yapan biz hekimlere bağlıdır. Genellikle ultrasonun kullanılmadığı yapılan tedavinin eksik kaldığı durumlarda ortaya çıkan nüks varis günümüzde eğer doğru tedavi uygulanırsa büyük oranda ortadan kaldırabilmektedir. Nüks varis olan hastada yapılması gereken şey doğru bir şekilde, titiz bir şekilde ayakta dublör ultrasonun yapılması tıkanıklık olmadığını ya da kaçak olup olmadığını belirlenmesi ve daha önceki tedavide bir eksik olup olmadığını belirlenmesidir.

Bundan sonra yapılması gereken işlem eksik olan kısmın tamamlanması varsa bir tıkanıklığın düzenlenmesi ya da yeni bir varis oluşumu söz konusu ise yeni bir varis oluşumunun usule uygun bir şekilde uygun bir tedavidir. Bu çerçevede nüks varis tedavisinde lazer, radrofrekans, yapıştırıcı ve köpük rahatlıkla kullanılabilecek tedavi seçeneğidir.

Günümüzde varisin tedavisinde birçok tedavi yöntemi uygulanmakta bunların her birinin diğerine avantajı ve dezavantajı söz konusudur. Varis tedavisinde iki farlı amacımız vardı bunlardan biri varisli damarın tedavisi veya ortadan kaldırması diğeri ise varis olan yetmezlik damar tedavisidir. Varisli damarın ortadan kaldırılmasında iki tedavi yöntemi söz konusudur. Bunlardan biri ameliyat diğeri ise köpük skleroterapisi. Ameliyat genellikle küçük kesiler den yapılan girişimlerle söz konusudur. Dikiş gerekmez, yaralar çok kısa süre içerisinde iyileşir köpük skleroterapisinde ise damar içerisine bir ilaç enjekte edilerek kapanmış olur. Hangi yolun daha iyi olduğunu seçeneğimiz söz konusu olabilir. Eğer çok az sayıda varis varsa bu durumu köpük skleroterapisi avantajlıdır. Ancak çok sayıda varis olduğunda ameliyat tedavisi ile çıkartılması daha uygun bir seçenektir. Varise neden olan yetmezlik damar konusuna gelince buradaki temel problem çoğu kes kasıkla diz veya diz altı arasında yer alan safar damarın yetmezliğidir. Bu damarın tedavisi genellikle ortadan kaldırılmasıdır. Burada en klasik tedavi ameliyattır. Ameliyat, kasık ve diz arasında yapılan kesitle damar çıkartılmaktadır. Bu belirli bir ölçüde anestezi gerektirmekte, dikiş gerekmekte ameliyattan sonra bir miktar şişlik, morarma ve ağrı olabilmektedir.

Diğer tedavi yöntemleri ise örneğin lazer, örneğin radyo frekansı söz konusu damarın içerisine iğne yardımıyla kateterin yerleştirilmesi daha sonra bu damarın yüksek ısıyla içerden yakılması yoluyla damarın kapatılması amaçlanır. Her iki tedavi vokal anestezi altında günün belirli tarzında yapılabilmektedir. Hastalar çok kısa süre içerisinde işlerine veya normal hayatlarına dönebilmektedirler. Bir diğer tedavi yöntemi ise köpük skleroterapisi’dir aynı damar içerisine bir iaç enjekte edilerek damarın kapatılması amaçlanır. Burada çoğu kez, yıllar sonra tekrar varis oluşumu söz konusu olduğu için kasıktan alınan bir yapı ile damarın kapatılması, damarın bağlanıp aşağıdan köpük skleroterapisi yapılması daha uygun bir seçenektir. Bu tedavi yöntemlerinden hangisi hastalar için uygundur her hasta için bunların içerisinde en uygun olanı söz konusudur ama hastalar eğer günlük hayatlarına çok kısa süre içerisinde geri dönmek istiyorlar ise bu durumda yapılacak lan en iyi tedavi seçeneği lazer veya radyo frekans tır. Radyo frekans lazere göre daha az hastalıkların işlem sonu şikayetlerini oluşturur. Bu açıdan tedaviyi planlarken hastanın istekleri, hastadaki temel problem, hastadaki varisin yaygınlığı. Bununla beraber ultrasondaki bulgular tedavi için en iyi seçeneği belirlemek için bize yardımcı olacaktır.

Varis toplar damarların uzaması, kıvrılması ve genişlemesi olarak ifade edilmektedir. Başlıca iki ana nedenle oluşur. Bunlardan biri damarların çevresindeki dokuların gevşemesi ki en yaygın sebep budur. Bir diğeri ise toplar damarlarda tıkanıklık sonucu tıkanıklığı açmaya çalışması ve kıvrılmasıdır. Günümüzde en sık ilk neden yani dokuların zayıflaması sonucunda varis gelişebilmektedir, böyle durumlarda hastaların bacaklarında çok sayıda varis görülebilir. Bunların bir bölümü kılcal damarlar varis şeklinde olabilir. Beraberinde hastalarda kaşıntı, geceleri kramplar, uzun süre ayakta kaldıklarında bacaklarında şişlikler oluşabilir. Böyle hastaların bacaklarına baktığımız zaman ayak bileklerinin çevresinde giderek artan oranda kılcal damar varislerinde yoğunlaşma beraberinde bacakta şişlik bir süre sonra daha ileri evrelerde renk değişikliği ortaya çıkması ve daha ileri aşamalarda yaralar oluşmasıdır.

Bu tür durumlarda yapılması gereken şey hastanın ayakta muayene edilmesi yine ayakta yapılacak regl dublör oşinografi incelemesidir. Bu sayede hangi damarda hastalıklı olduğu net olarak ortaya konulabilir. Çoğu kez problem ayak bileği ile kasıl arasında yer alan Toplar damardaki geri kaçak tedaviye oluşmasıdır. Geri olan geri akım bir süre sonra bacaktan toplar damarlarda kanın gecikmesine ve varislerin oluşmasına neden olur. Daha ileriki aşamalarda özellikle bir tıkanıklığa bağlı olarak toplar damarda varis oluşmuş ise yapılması gereken inceleme bilgisayar tomografi, MR, venografi ve gerekirse anjiyografi incelemelerdir. Tüm bu incelemeler sonunda hastaya en uygun tedaviler uygulanacaktır.

Varisin tedavisinde teknolojik ilerlemeler uygulanmakta olan cerrahi yönteminin de kendi içerisinde büyük oranda düzenlenmelere yol açmıştır. Bugün, eskiden olduğu gibi büyük kesimlerle, büyük dikişlerle yapılan varis ameliyatları tarihe karışmıştır. Varis ameliyatlarında çok başarılı bir şekilde lazer ve radyo frekans da olduğu gibi hasta için son derece konforu şekilde yapılmaktadır. Buradaki esas fark hastaların ameliyat öncesinde çıkartılacak olan varisli damarının işaretlenmesidir. Bu işlem ultrasonografi eşliğinde yapılmaktadır.

Dolayısıyla ameliyattaki başarıyı belirleyen esas unsur ameliyat öncesi yapılan ultrasonografi planlama harita (aynı bir askerin savaşı planlamasında olduğu gibi) ultrasonografi harita başarıyı belirleyen en önemli etkendir. Bu işlem ameliyat öncesi işaretlenmiş damarlara çok basit anestezi yöntemleri altında cerrahi işlem yapılmakta. Hiçbir şekilde fazla doku kesilmeden sadece damarın olduğu bölgeye kesit yapılıp, o bölgeye ulaşılıp bölgedeki damar çıkarılabilir. Ve çıkartılma esnasındaki yaralanma, doku hasarı en az düzeyde olmaktadır. Yapılan kesiler milimetrik bölümde olmaktadır.ve yapılan kesiler çok pasifik yöntemlerle dikilmekte ve böylece hiç iz kalmayacak şekilde tedavi sonlandırılmaktadır. Tedaviden sonra hastalar o gün evlerine gidebilmektedirler. Ertesi gün sargılarını çıkarıp varis çorabı giyebilirler, varis çorabı genellikle cerrahiden sonra minimum 1 hafta giyilmesi önerilir. Ancak ideal giyilme süresi 4 ila 6 haftadır. Bu tedavi sonrası hastalarımız varis çoraplarını çıkarabilirler.

Günlük hayatlarına devam edebilirler. Varis cerrahisi yapıldıktan sonra günlük yaşamına dönmesi 1 ila 3 hafta içerisinde değişebilir. Yani hasta ameliyattan sonra 1. Haftada işinin başına arzu ederse dönebilir. Varis ameliyatı eskisine oranla başarılı, konforlu ve etkin bir tedavi haline dönmüştür.

Gerek varisli hastalar gerekse varis tedavisi olmuş hastalar yaşamlarına dikkat etmeleri gereken bazı unsurlar vardır. Bunlardan en önemlisi varisin toplardamarlardaki kanın birikmesine sebep olması sonucunda karşılaşan sorunların ortadan kaldırılmaya yöneliktir. Bu ortadan kaldırmanın yöntemi olabildiğince toplardamarlar içindeki kanın hızlandırılmasıdır. En iyi yapılabilecek şey ayakta durmak veya oturmak yerine yürümek, parmaklarını ya da ayaklarına kilitlemek oturması zorunlu olan durumlarda zaman zaman ayağa kalkıp yürüyüş yapmak. Ayakta durulması zorunlu olduğu durumlarda zaman zaman parmak üzerinde yükselip alçalmak ve yürüyüşler yapmak yararlıdır. Bununla beraber sıcaktan korunmak özellikle sıcak uygulamalar (kalıcalar, hamamlar) varis açısından sorun oluşturabilir.

Bunun dışında sıkı kıyafetler giymemek, yüksek topuklu ayakkabılar giymemek varis oluşumunu engelleyebilir. Bol tuzlu ve lifi az olan gıdalar yerine tuzu azaltılmış lifli gıdalar tüketmek, kırmızı ve mavi tanelerini veya meyve sularını tüketmek A-E-C vitaminlerini tüketmek yararlı olacaktır. Günde en az 30 gr lifli gıda alımına özen gösterilmelidir. Tüm bunların yanı sıra spor çok önemlidir. Sigaranın bırakılması önemlidir, kilo kaybetmek önemlidir ve genel anlamda varis çorabının giyilmesi yararlı olabilir. Çeşitli durumlarda varis çorapları öreğin bacaklarda şikayet oluşturan varisler varsa veya işlemde günün ilerleyen saatlerinde ağrıya sebep oluyorsa varis çorabı giyilebilir.

Varis çorabı eskisine oranla büyük oranla düzeltilmiş, modern hale getirilmiş, çoraplar şeklindedir. Bunlar en az diz altı seviyesine kadar uzanan çoraplar. Sabah yataktan kalkmadan önce ayağa geçirilip gün boyu bacakta tutulabilir. Ve bu sayede hastaların şikayetlerini önemli ölçüde hafifletebilir. Tüm bunlara dikkat edildiğinde varisin ilerlemesi azaltılabilir, varis yok olmaz ama varisin ilerlemesi bir miktar yavaşlatılabilir ve hastadan şikayet oluşturma olasılığı büyük oranda azaltılmış olabilir. Fakat varisin kesin tedavisi radyo frekans, lazer veya cerrahi tedavi yöntemi veya köpük skleroterapisi’dir.

Sıcak damarları gevşeten bir etken olduğu için genelde yaz aylarında varisler daha belirgin hale gelip, daha fazla şikayet oluştururlar. Benzer şekilde sauna, hamam, kaplıca gibi ortamlarda da varisler daha belirgin hale gelebilirler. Böyle ortamlarda mümkün olduğunca az bulunulması, verilmiş tedavinin uygulanması ve mümkün olduğunca bacaklara soğuk yada normal ısıdaki su ile duş yaptırılması yararlı olabilir.

Varisin bilinen doğrudan tek bir nedeni yoktur. Ancak bir çok etken bir araya geldiğinde varis oluşmaya başlar. Toplardamar duvarında zayıflık, basınç artışı gibi yapısal değişiklikler, genetik yatkınlık ve damarın moleküler yapısını bozan etkenler bir araya geldiğinde varis oluşumu gerçekleşir. Toplardamarlarda basınç artışına yol açan etkenler örneğin ayakta yada oturarak uzun süre kalmayı gerektiren durumlar, kabızlık, az lifli gıdayla beslenme alışkanlığı, meslekler, şişmanlık, sıkı kıyafetler varis gelişimine katkıda bulunabilirler. Bu olayların yanı sıra toplardamarları zayıflatan nedenler örneğin hormon kullanımı, gebelik, kadın cinsiyet, yaşlılık, sigara, söz gelimi akrabalarda varis olması gibi genetik etkenlerde varis gelişimine katkıda bulunabilirler. Bunların dışında toplardamarlarda tıkanıklık yada pıhtı olan kişilerde ileride varis gelişme olasılığı daha fazladır.

Varisle beslenme arasında doğrudan bir bağlantı olmamakla beraber bazı beslenme alışkanlıkları varis gelişimine yada kötüleşmesine katkıda bulunur. Örneğin yeterince sıvı alınmaması, tuzlu veya düşük lifli gıda tüketilmesi, kızartmalar, hazır cips ve benzeri ürünler, şekerli veya rafine gıdalar, aşırı kırmızı et ve doymuş yağ asitli gıdaların (yağlı et, katı yağ, yağlı peynir v.b.) yenmesi, alkol ve sigarada varis gelişimine kısmen katkıda bulunabilir.

Varisin neden olabileceği en önemli sorun varislerin içinde pıhtı oluşması (tromboflebit) dır. Variste pıhtı olma olasılığı ortalama dir. Varisli damarlar içinde kan akımı yavaşladığı için diğer bazı faktörlerinde etkisi ile pıhtı oluşabilir. Ağrı, kızarıklık ve şişlik ile karakterize olan ve iyileşmesi haftalar süren bu durum tromboflebit olarak bilinir. Bazen pıhtı varisli damarlardan daha derindeki ana toplardamarlara ulaşıp bu damarları tıkar ve durum “derin ven trombozu” olarak ifade edilir. Bu durumda pıhtının akciğere gidip akciğer damarlarını tıkaması (akciğer embolisi) ve nadiren ölüme kadar yol açabilen sorunlar yaratması mümkündür.

Çoğu kez varisler ciddi bir sorun oluşturmazlar. Ancak sorunun kimde gelişeceğini tahmin etmek genelde imkansızdır. Oluşabilecek başlıca sorunlar (komplikasyonlar):

  • Yüzeyel tromboflebit- Varislerin içinde pıhtı oluşması sonucu varisler şiş, kızarık ve hassas hale gelebilirler.
  • Kanama- Küçük çarpmalarda bile varisler kanayabilir. Variste basınç yüksek olduğu için bu kanama oldukça bol miktarda olur.
  • Egzama - Özellikle ayak bileği çevresinde kuru ve kaşıntılı deri hali
  • Pigmentasyon (döküntü) – Özellikle ayak bileği çevresinde kahverengi- mor döküntülerin oluşması, bunların giderek yoğunlaşıp ayak bileği çevresinde sanki kahverengi bir çorap giymiş gibi renk değişikliği oluşturması varisin ileri evrelerinde görülebilen bir durumdur.
  • Venöz ülser - Ayak bileği çevresinde yara.

Varisli hastaların çoğu aslında görünüm dışında pek fazla şikayeti olmayan kişilerdir. Bacakta hemen derinin altında bulunan uzamış, kıvrıntılı ve genişlemiş, mavimsi varisli damarlar kozmetik olarak hastaları rahatsız edebilir. Ayrıca varisler bacaklarda ağaç dalı yada çizgiler şeklinde kırmızı mor ince damarlar şeklinde de olabilir. Bunun dışında özellikle uzun süre ayakta kalındığı durumlarda bacaklarda ağırlık hissi, günün ilerleyen saatlerinde ayakta ve ayak bileklerinde şişlik, varisli damarlar üzerinde dokunmakla ağrı ve hassasiyet, geceleri bacaklarda kramp ve ağrı oluşabilir. Varisin daha ileri aşamalarında toplardamar yetmezliğinin daha da belirginleşmesi ile özellikle ayak bileği çevresinde çok sayıda küçük mavi mor varislerin oluşması, derinin renginin koyulaşıp kahverengiye dönmesi, kaşıntılı egzamaların oluşması ve nadiren deride yaralar (ülser) açılması görülebilir.

Doktora gidip gitmeme kararını şu soruların cevaplarına göre verin.

Soru: Varislerinizin üzeri daha fazla şiş, kırmızı ve dokunmakla hassas ve sıcak mı?

  • Cevap evet ise doktora gidin
  • Eğer cevap hayır ise, soru: “varisli bacağınızda ayak bileğine yakın bölgede mavi mor döküntüler ve deride renk değişikliği var mı?”
  • Cevap evet ise doktora görünün,
  • Cevap hayır ise ve varisler görsel olarak sizi rahatsız etmiyor ise bekleyebilirsiniz.

Soru: Varisleriniz var ve bacağınızda ağrı, geceleri kramp, akşam üzeri şişlik oluyor mu?

  • Cevap evet ise doktora görünün,
  • Cevap hayır ise, izlemeye devam edin

Damar çatlamaları yada örümcek toplardamarlar tehlikeli değildir ve tıbbi tedavi gerektirmezler.

Erkeklerde damarları zayıflatan progesteron hormonu olmadığı için varisler genelde daha az şikayet yapar. Ancak erkek yada kadın %20-30 oranında büyük varisler ilerleyip venöz ülser adı verilen yara oluşumuna ve bazen flebit yani varisin pıhtılaşıp iltihaplanmasına neden olabilirler. Diğer bir ifade ile şikayet yapmayan varisler %70-80 ciddi bir sorun oluşturmaz. Hastanın kozmetik isteklerine göre tedavi gerekir yada gerekmez.

Venöz yetmezlik yada varis için Doppler hasta ayakta durarak yapıldığında güvenilirdir. Eğer Doppleriniz siz ayakta iken yapılmış ise güvenilirdir. Ancak ağrı dışında başla şikayetinizin olmaması ağrınızın bir başka nedenden kaynaklanabileceğini düşündürür. Doktorunuzla bir kez daha görüşerek emin olmalısınız. Bacağınızda hiçbir belirti yok ve ağrınız başka bir hastalıkla ilgili ise Doppler ne derse desin ameliyat olmanız gereksizdir.

Varisin tanı ve tedavisini planlamada kullanılan en iyi yöntem renkli Doppler ultrasonografidir. Bu teknik hem damarları, hem de damar içindeki kanın akım yönünü ve hızını gösterebilen çok kolay ancak deneyim ve bilgi gerektiren bir tanı yöntemidir. Genelde damar içinde ters yönde yani ayaklara doğru akım(reflü=kaçak) yada tıkanıklık belirlenir. Varis için renkli Doppler ultrasonografi hasta ayakta iken, bütün damarlar detaylı bir şekilde değerlendirilmeli ve varisin olası kaynakları belirlenip işaretlenmelidir. Renkli Doppler ultrasonografideki yanılgılar yada eksiklikler yapılan tedavilerdeki başarısızlıkların en önemli etkenleri arasındadır. Bunun yanı sıra ultrasonu yapıp anatomiyi tanımlayan doktor ile, ameliyat yapan cerrah iki ayrı kişi olduğunda aynı çocukların "kulaktan kulağa" oyununda olduğu gibi hata yada başarısızlık ihtimalini arttırmaktadır. Bunun nedeni Doppler ultrasonografinin yorum gerektiren bir inceleme olması ve ne kadar çok görüntü basılırsa basılsın yada ne kadar detaylı rapor yazılırsa yazılsın her bakanın aynı şeyi gördüğü ve söylediği bilgisayarlı tomografi görüntüsü gibi bir sonuç elde edilememesidir. Buna karşın varisli hastanın tedavisinin planlandığı doppler ultrasonografi ile ameliyatı yapan aynı kişi yada birim olduğunda, her türlü başarısızlık olasılığı en aza indirgenebilmektedir. Bu hem tedavinin planlanması hemde tedavi sonrası takipler içinde geçerlidir.

Varis için renkli Doppler ultrasonografi hasta ayakta duruyor ve yükünü diğer bacağa veriyor iken yada oturur durumda iken yapılırsa doğru sonuç vermektedir. Hasta yatarken yapılan değerlendirme hatalı sonuç verir. Bu nedenle ayakta Doppler yapılan bir yer bulmalısınız.

Varisleri oluşturan etken örneğin safen toplardamar yetmezliği belirlendiğinde öncelikle etken ortadan kaldırılmalıdır. Varisin kaynağı ortadan kaldırıldıktan sonra varislerin kendileri ortadan kaldırılır. Bu amaçla varisli damara skleroterapi uygulanır veya ameliyatla çıkarılır.

Varislerde tedavinin iki amacı vardır. Bunlar varisleri ve hastada varise neden olan ama hastanın genelde farkında olmadığı yetmezlikli damarı ortadan kaldırılmasıdır.

Varisler ameliyat (miniflebektomi) yada içine köpüklü bir ilaç enjekte edilerek (köpük skleroterapisi) tedavi edilebilir. Son yıllarda buharlı yöntemlerle de bu damarlar yok edilebilmektedir.

Buna karşın varise neden olan yetmezlikli damar -ki bu genelde kasık ile ayak bileği arasında yer alan safen toplardamarıdır- ameliyat, laser, radyofrekans veya köpük ile tedavi edilebilir. Varise neden olan damarın cerrahi olarak çıkartılması olan ameliyat en klasik tedavidir ve genelde anestezi ile yapılır ve iyileşmesi diğerlerine göre daha uzun ve zahmetli olabilir. Damarı içerden ilaç vererek tıkamayı sağlayan köpük skleroterapisi en kolay ve en az ağrılı ancak tek başına yapıldığında varisin tekrarlama olasılığının en yüksek olduğu tedavidir. Bu nedenle kasıktan damar küçük bir cerrahi işlemle bağlandıktan sonra uygulanmaktadır. Laser ve radyofrekansta ise diz hizasından damar içine bir kateter yerleştirilmekte ve bu kateterden laserde yüksek enerjili bir ışın, radyofrekansta ise radyodalgaları verilerek oluşturulan ısı ile damarın içerden yakılması/dağlanması sağlanmaktadır. Kesi, dikiş, anestezi gerekmeyip, sadece damar çevresine uyuşturucu ilaç enjeksiyonu gerekir. Günümüzde bütün tedaviler “günü birlik” yani aynı gün yatış, ameliyat ve taburculuk şeklinde yapılabilmektedir.

Varis tedavisindeki güncel yöntemlerin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Tedavi

  Avantaj Dezavantaj
Varis çorabı

Ucuz

Hasta için kolay

Her vakada uygun değil

Hasta için rahatsızlık verici

Uzun süre ve her mevsim kullanılması zor

Skleroterapi

Ucuz

Yatış olmadan yapılabilir

Hızlı iyileşir

Safen damarında kullanıldığında tekrar varis oluşur

Sıklıkla damarda pıhtı oluşur

Çok sayıda seans halinde uygulanır

Ameliyat

Sorunu tamamen düzeltir

Bir gün yatış ile yapılabilir

Pahalı

Genelde anestezi ile yapılır

En az iki kesi ve cilt dikişi gerekir

İyileşme süresi 2-4 hf. kadar sürebilir

Morluk, şişlik daha fazladır

Laser

Sorunu tamamen düzeltir

Günübirlik tarzda yapılabilir

Kesi, dikiş olmaz

Lokal anestezi ile yapılabilir

Morluk, şişlik, ağrı daha azdır

Kateterler nedeni ile pahalıdır

Çok yüzeysel damarlarda deri yanabilir veya deride kahverengilik olabilir

Radyofrekans

Sorunu tamamen düzeltir

Günübirlik tarzda yapılabilir

Kesi, dikiş olmaz

Lokal anestezi ile yapılabilir

Morluk, şişlik, ağrı en azdır

Kateterler nedeni ile pahalıdır

Çok yüzeysel damarlarda deride geçici kahverengilik olabilir

Aşağıda araştırmalara göre yöntemlerin birbirinden farkları bir tabloda gösterilmiştir. Ancak özetle Laser ve radyofrekans ameliyata gore daha az rahatsızlık ile yetmezlikli safen toplardamarınızdan kurtulup, normal hayatınıza daha kısa sürede dönebilmenizi sağlar. İlk birkaç gün geçtikten sonra ameliyat, radyofrekans ve laser arasında sonuçlar açısından belirgin bir fark yoktur. Bu nedenle eğer daha az acı ile daha kısa sürede normal yaşantınıza dönmek istiyor iseniz laser veya radyofrekans sizin için daha uygundur. İkisinin arasında da aşırı bir fark bulunmamaktadır.

 

  Ameliyat Laser Radyofrekans
Etki mekanizması Kasık, diz ve ayak bileği hizasından yapılan kesilerden damar içine ilerletilen bir tel ile damar çekilip çıkarılır. Laser enerjisi (800 0C) kanı kaynatarak damar içinde pıhtı ile tıkanıklık oluşturur.Bu arada toplardamarda küçük delinmeler ve sonra kan sızıntısı olabilir. RF enerjisi (120 0C) damar duvarındaki yapıların büzüşmesine ve sonunda damarın fibrozisine yol açar. 6-12 ay sonra bu kapalı damar emilip, görünmez hale gelir.
Şekil
Karşılaştırmalı çalışmalardaki farklılıklar   Ameliyata göre çok kısa sürede normal yaşama dönülebilir. Normal günlük aktivitelere ve işe dönüş süresi çok daha kısadır. İşlem sonrası hastalar daha az ağrı, morarma ve rahatsızlık duyarlar.
Kesi ve Dikiş Var Yok Yok
Başlangıçta başarı oranı   %94-100 %86-92
En az 12 ay varis nüksü olmama olasılığı   %85 %90
İlk 24 saatte normal yaşama dönebilme oranı %46 %69.8 %80-89
İşe başlayabilmek için geçen süre 12.4 gün   4.7 gün
İşlem sonrası morluk %52 %38 %4-27
DVT riski   %0.312 %2
Hasta memnuniyeti (başkasına tavsiye edebilme)   %99.81 %98. 3

Varis tedavisinde laser yada radyofrekans daha az ağrı ve rahatsızlık ile daha kısa sürede iyileşmeyi sağladığı için varis tedavisini yaptırıp bir an önce günlük hayatına dönmek isteyen kişiler için daha uygundur. Ayrıca laser ve radyofrekansta kesi ve dikiş olmadığı için daha az iz kalmakta ve yara sorunları olmamaktadır. Bu nedenle en iyi kozmetik sonuç bu yöntemlerde elde edilir. Aşırı şişmanlık yada eşlik eden başka hastalıkları nedeni ile ameliyatın ve anestezinin zor olacağı kişilerde de laser yada radyofrekans önerilir. Eğer hastanın her iki bacağında da varis nedeni ile tedavi gerekiyor yada aynı bacakta her iki safen damarınında tedavisi gerekiyor ise laser veya radyofrekans ameliyata göre daha iyi seçeneklerdir. Her iki yöntemde de damarın büyüklüğü ile ilgili olarak bir kısıtlama yoktur. Eğer safen damarı aşırı kıvrıntılı ise yada çok dar ise kateteri ilerletmek zor olduğu için bu yöntemler uygulanamayabilir.

Bu yöntemler birbirlerine benzer başarı oranlarına sahip olmakla beraber her hasta için tıbbi, ekonomik ve sosyal yönden avantaj yada dezavantajları vardır. Diğer bir ifade ile bu yöntemlerden birisi o hasta için en uygun olanıdır. Ancak en iyiden kasıt en az rahatsızlık ve en iyi kozmetik sonuç ile varislerden olabildiğince uzun süre için kurtulmak ise en iyi sonuç laser yada radyofrekans ile elde edilir. Benzer başarı oranlarına sahip her iki yöntemde ameliyata göre daha konforlu olup, nüks daha azdır. İşlem sırasında damar içindeki ısı laserde 800-1200 ºC iken, radyofrekansta 120 ºC olduğu için radyofrekansta işlem sonrası daha az morluk, ağrı ve rahatsızlık olur. Kısa ve orta vadede sonuçları ameliyattan daha iyi olan bu yeni yöntemlerin henüz 15-20 yıllık sonuçları bilinmemektedir. Çok büyük olasılıkla yıllar sonra da bir olumsuzluk olmayacağı tahmin edilmekle beraber, yinede bu durum tedaviyi planlarken göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu amaç için en iyi yöntem radyofrekanstır. Aynı amaç için köpük skleroterapiside kullanılabilir ancak köpük skleroterapisinde varis bir süre sonra yüksek olasılıkla tekrar oluşacaktır. Bunu engellemek için kasıktan küçük bir cerrahi işlemin tedaviye eklemesi gerekir.

Hayır. Ameliyat yani yetmezlikli safen toplardamarının kasıktan bağlanıp, çıkarılması işlemi en klasik yöntemdir. Diğer yöntemler kesi yapılmadan hastaya daha az rahatsızlık vermek için geliştirilmişlerdir. Ameliyattan sonraki ilk aylar laser yada radyofrekansa göre biraz daha sıkıntılı geçebilmektedir. Ancak sonraki aylarda ameliyata bağlı kesi izleri hariç, tedavi yöntemleri arasında belirgin bir farklılık yoktur.

© Copyright 2016 - Cüneyt KÖKSOY