Prof. Dr. Cüneyt Köksoy

Anevrizma ile ilgili Sıkça Sorulan Sorular

Aorta anevrizması, Aorta damarının vücudun en büyük damarının kırında yer alan bu yönün genişlemesidir. Bu genişleme yaklaşık olarak 3 santimetre çapını aştığından itibaren balonlaşma veya animizm olarak ifade edilir. Bunun en büyük tehlikesi büyüdüklerinde şişip daha büyük çaplara ulaşıp patlamasıdır. Animizm alan genellikle ciddi bir şikayet de neden olan tesadüfen yapılan incelemeler sırsında böyle bir durumda hastanın yapılan incelemeler sırasında animizim hastalığının çapı yaklaşık olarak ne zaman patlayacağı veya patlama olasılığı yol olmadığı konusunda fikir vericidir.

Animizim çap büyüdükçe yaklaşık olarak 5 santimetreye ulaşınca patlama riski ciddi boyuta yaklaşır ve tedavisi gerekir. Tanıda animizim belirlemede en kolay yöntem ultrason grafiğidir. Dolayısıyla herhangi bir animizim olup olmadığını anlamak için ultrason grafiği yapılması yeterlidir. Ancak tedaviyi planlayan ultrason grafiği yetersiz olup bilgisayarda tomografi manyetik rezonans tedavi planlaması açısından son derece önemlidir. Bu tür tanı yöntemleriyle animizm’anın diğer dokularla olan ilişkisi belirlendikten sonra animizm’manın tedavisi başlatılır. Tedavide klasik yöntem animizmalı olan bölümün kanalı açılıp o bölümün yapay bir damarla değiştirilmesidir.

Bu ameliyat büyük oranla başarılı olmakla beraber, hastaların eşlik eden diğer hastalıkların nedeniyle ameliyatı riskli hale getirebilmektedir. Son yaklaşık 20 yılıdır uygulanan yeni bir tedavi ise kasıktan bu Aolrta damarlarının içerine katetenlerin ilerletilmesi ve söz konusu yapay damarın, damarın içerisine yerleştirilmesidir. Son derece başarılı bir tedavi yöntemidir.

Kasıktan yapıldığı için lokal anestezi ile yapılabilir. Hastaların uyuması gerekmez, hastalar daha konforlu bir şekilde ameliyat olurlar. İşlem bittikten sonra çok kısa süre içerisinde yoğun bakımda kalmadan, kalma ihtiyacı olmadan evlerine dönebilirler. Damarın içeriden onarılması yöntemi hastaların %80-85’ine uygulanabilecek olan oldukça etkili olan bir tedavi yöntemidir. Yaygın olarak kullanılmaktadır, başarılı bir tedavidir. Bu tedavi yapıldıktan sonra hasta beli aralıklarda tomografi ile takip önerilir. Tedaviden sonra tekrar oluşabilir.

Bu nedenle takip dönemleri son derece önemlidir. Bu tedavi yöntemi büyük oranda başarılıdır. Açıkça cerrahi yönteminin önüne büyü oranda geçmiştir. Yakın bir gelecekte de hemen hemen bütün aimizmalar tedavi edilebilir hale gelecektir.

Anevrizmalar atar damarların genişlemesi ile karakterize bir tablodur. Özellikle vücudumuzda en sık genişleyen damarımız aorta atar damarıdır. Aorta, vücudun en büyük atar damarı olup kalp ile karın arasında yer alır. Karındaki bölümün genişlemesi en sık karşılaşılan sorundur. Bu damar genişlediğinde çoğu kez belirti vermez ta ki diğer durumlarla bu durum teşhis edilinceye veya şişen bu damarın günün birinde patlayıncaya kadar. Eğer aorta anevrizması patlarsa ki biz buna röpür ismini veriyoruz, çok ciddi hayatı tehdit eden sonuçlar doğurabilir. Hastaların %80’e yakında ölü riski vardır. Bu çerçevede aorta anevrizmasının doğru bir şekilde teşhis edilmesi gerekir. Eğer hastalar özellikle erkek olan hastalar 50 yaşın üstünde sigara kullanmış hastalar bir kez ultrasonografi yapılırsa aorta anevrizması büyük oranda teşhis edilebilmektedir.

Bunun yanı sıra aorta anevrizması teşhis edildiğinde tedavisi eskiye oranla büyük oranla kolaylaşmıştır. Eskiden yapılan büyük damar ameliyatları halen yapılabilmekle beraber oranı büyük oranda azalmıştır, kasklardan ilerletilen anjiyo benzeri bir yöntemle damarın içerisine stantlar döşenerek bu damardaki genişleme tedavi edilebilmektedir. Anevrizma aynı zamanda bacak damarlarında da veya vücudun diğer damarlarında da olabilir genellikle anjiyo grafik yöntemlerle başarıyla tedavi edilebilir ve önemli yan etkileri önemli sorunlar bertaraf edilmiş olur.

Bu durumda anevrizma büyüyüp, patlayabilir. Bu nedenle anevrizmanın dolduğunu patlamadan önce belirlemek gereklidir. Kaçak belirlendiğinde çoğu kez kapalı yöntemlerle tedavisi mümkündür. Nadiren açık cerrahi girişim gerekli olabilir.

Kapalı yöntemle konulan yapay damarın çevresinden kanın sızıp, anevrizmayı doldurup (kaçak:endoleak) doldurmadığını görmenin en iyi yolu bilgisayarlı tomografidir. Kaçak varlığında hastalarda genelde bir şikayet olmadığı için bilgisayarlı tomografi çok önemlidir. Yıllar sonra bile kaçak gelişebilir.

Girişimden iki hafta sonrası doktorunuz sizi tekrar görür ve muayene eder. İşlemden bir ay sonrası için bilgisayarlı tomografi randevusu alınır. Daha sonra her altı ayda bir röntgen ve bilgisayarlı tomografi çekilerek hayat boyu kontrolde tutulmanız gereklidir.

Bir yemek kısıtlaması yoktur. Hastalar işlemden hemen sonra istediklerini yiyebilirler. Ancak nadiren hastaların bazılarında kabızlık olabilir ve bu durumda bol su ve fiberli gıda kullanmaları önerilir.

İlk günler biraz rahatsızlık hissedilebilir. Ancak 7-10 gün içinde ameliyat öncesi hale gelirsiniz.

İşlem sonrası hastanede ortalama 1-2 gün kalınır. Sorunlu durumlarda bu süre uzayabilir.

Genelde kapalı onarımda genel anestezi (narkoz) gerekmez. Çoğu kez kasıklardan yapılan iğne ile o bölgenin uyuşturulması işlem için yeterlidir.

Normalde bir yada iki saat sürer. Ancak sorunlu durumlarda işlem 2-4 saat alabilir.

  • Pahalıdır.
  • Başarısız olursa açık ameliyat gereklidir.
  • Nadiren girişim sırasında anevrizma patlayabilir ve açık ameliyat gerekebilir.
  • Yerleştirilen yapay damar yerinden oynayabilir, parçaları ayrılabilir
  • Yıllar sonra bile yapay damarın çevresinden kan sızıp, anevrizmayı doldurabilir (kaçak:endoleak)
  • Kasıklar dışına ameliyat kesisi yapılmaz,
  • Lokal anestezi (sadece kasıklar uyuşturularak) yapılabilir,
  • Ameliyata göre işlem süresi çok daha kısadır,
  • Ameliyata göre kan kaygı çok daha azdır,
  • Ameliyata göre girişim sonrası ağrı ve rahatsızlık daha azdır
  • Ameliyata göre hastanede yatış süresi daha kısadır
  • Ameliyata göre işlem sırasında ve sonrasında ölüm riski daha azdır.

Açık ameliyata göre daha az rahatsızlık verebilecek bir başka tedavi yöntemi ise özel bazı kateterler ile damarın içine girilip, anevrizmanın olduğu damar bölümüne içerden suni damarın yerleştirilmesidir. Endovasküler (EVAR), kapalı yada stent greft onarımı olarak bilinen bu yöntemde bir kateter (ince plastik boru) üzerine yerleştirilmiş olan yapay damarın kasıktan atardamar içine oradan da karındaki aortanın hastalıklı bölümüne ilerletip, yapay damarın o bölüme yerleştirilir. Anevrizmanın olduğu yere getirilen suni damar şişirilir ve dikiş yerine içerden destek sağlayan stentler ile damara tutturulur. Bu sayede anevrizma kasıktaki kesiden başka bir kesi yapmadan içerden tedavi edilebilmektedir. İçerisinde kanı taşıyan yapay damarın olduğu anevrizma zamanla sönmekte ve tedavi edilmiş olmaktadır. Bu yöntem röntgen altında özel ortamlarda yapılmaktadır.. Hastalar işlem sonrası hastanede bir iki gün yatıp taburcu edilirler. Endovasküler yada stent greft ile tedavi anevrizmalı hastaların ancak bir bölümü için uygundur.

Anevrizmanın ameliyatı genişlemiş damar bölümünün suni bir damar ile değiştirilmesidir. Bu yöntem yaklaşık 50 yıldır kullanılmakta olup, güvenilir ve kalıcı sonuçlar sağlamaktadır. Ameliyat genel anestezi altında karından büyük bir kesi yapılarak gerçekleştirilir ve bir sorun olmadığı takdirde hastalar ameliyat sonrası 7-10 gün içinde taburcu edilirler. Hastaların normal yaşamlarına dönmeleri 1-2 ay sürebilir. Bu yöntem anevrizmayı tamamen tedavi edebilen bir yöntemdir. Ancak büyük bir ameliyat olmasından dolayı ameliyata bağlı ölüm riski ortalama %5 dir.

Şikayet oluşturmayan 5-5.5 cm den küçük anevrizması olan kişiler altı ayda bir ultrasonografi yada bilgisayarlı tomografi ile anevrizmanın çapı ölçülerek takip edilirler. Takip süresince sigarayı bırakmaları ve yüksek tansiyonun tedavisi gereklidir.

Anevrizma eğer patlama riski yüksek değil yada hastada tedavi için çok fazla risk veya tehlikeli hastalık var ise girişim yapılmadan izlenebilir. Ameliyat kararı anevrizmanın çapı ve hastanın şikayetlerine göre alınır. Anevrizmanın çapı tedavinin zamanlamasını belirleyen en önemli faktör olup, anevrizma büyüdükçe rüptür riski artar. Bilimsel araştırmalara göre 5.5 cm den küçük anevrizması olup ta şikayetli olmayan hastalarda ameliyat gerekmezken, anevrizmanın en geniş çapı 5.5 cm yi aştığında ameliyat gereklidir. Daha küçük anevrizmalar ağrı yapıyorsa yada aralıklı yapılan ölçümlerde anevrizma hızlı büyüyorsa ameliyat gerekebilir.

  • Ameliyat yapmadan izlemek
  • Açık ameliyat ile anevrizmanın tedavisi
  • Endovasküler yolla anevrizmanın tedavisi (EVAR)

Teorik olarak evet. Ancak aynı bir balon gibi, anevrizmanın çapı arttıkça patlama riski artar. Örneğin 4 cm çaplı bir anevrizmada patlama olasılığı %1 iken 6 cm de bu olasılık dir.

Sigara içmiş 65 yaş üzeri olan erkeklerde yada yakın akrabalarında anevrizma olan kişilerde hayatlarında bir kez ultrasonografi ile aorta anevrizması olup olmadığı araştırılmalıdır. Çeşitli nedenlerle karın için yapılan bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntülemede aortada anevrizma olup olmadığını gösterir.

Her ne kadar anevrizma için hep balon örneği verilmekle beraber, patladığındaki durum her zaman balon patlaması örneği gibi değildir. Hastaların % 20 sinde anevrizma karın içine açılır ve kan önünde bir engel olmadan hızla karın içine akarak hastayı hemen öldürür. Ancak çoğu kez anevrizma karın zarının arkasındaki alana kanar buradaki dokular ve oluşan pıhtı kanamayı biraz yavaşlatır. Bu durumda hastaların yaşama şansı olabilir.

Bir anda başlayan şiddetli bel ve karın ağrısı, bayılma, bulantı kusma, kan basıncının düşmesi, nabzın hızlı atması, solukluk, soğuk terleme, ağız kuruluğu gibi şok belirtileri olur.

Eğer zayıfsanız ve orta yada büyük bir anevrizmanız var ise göbek yada göbeğinizin yukarısında kalp gibi atan, nabız alınan bir sertlik hissedebilirsiniz. Ancak kesin olarak karara varmak için ultrasonografi, BT yada MRI yapılmalıdır.

Çoğu kez anevrizma patlayıncaya kadar bir belirti vermez. Bazen hastada oluşturduğu şikayetler ise karında, belde ağrı ve karında kalp gibi atan bir şişliktir.

Anevrizmanın nedeni net olarak bilinmemektedir. Ancak bazı durumlarda anevrizmaya daha sık rastlanır. Bunlar içinde en önemlisi sigaradır. Diğer risk yaratan durumlar ise aile yada yakın akrabalarda anevrizma olması, ateroskleroz sonucu bacak damar hastalığının bulunması ve hipertansiyondur.

Abdominal (karın) aorta anevrizması 65 yaş üzerindeki nüfusun %8 inde bulunur. Erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha sık rastlanır. Genel olarak 50 yaşından sonra ölen her 250 kişiden birisi abdominal (karın) aorta anevrizmasının patlaması (rüptür) sonucu ölür.

Tüm ölüm nedenleri içinde 13. sıradadır. Anevrizması tedavi edilmeyen hastaların %50 si anevrizmanın patlaması sonucu ölür.

Anevrizma damarların genişlemesi veya balonlaşmasıdır. Anevrizma en sık vücudun en büyük atardamarı olan aortada gelişir. Aortanın normalde çapı 2 cm dir. Bu çap 3 cm yi aştıktan sonra anevrizma olarak tanımlanır. Anevrizma zamanla daha da genişler ve tedavi edilmediği takdirde patlar ve çoğunlukla ölüme neden olur.

© Copyright 2016 - Cüneyt KÖKSOY